Elektrik:
- Elektrik voltajı 240V, prizler üç girişlidir (İngiliz tipi). Adaptör getirmeniz gerekebilir.
Elektrik:
Yeşilırmak Plajı
Lefke Gemikonağı Plajı
İskele, uzun ve temiz sahilleriyle ünlüdür
Long Beach:
Uzun yürüyüş yolları ve geniş kum plajı ile dikkat çeker.
Çocuklu aileler için oldukça uygundur.
Makenzi Plajı:
Restoranları ve kafe seçenekleri ile sosyal bir plaj.
Deniz oldukça sığ ve temizdir.
Kantara Plajı:
Sessiz ve huzurlu bir koy.
Daha doğal bir ortam sunar.
Altın Kumsal (Golden Beach)
KKTC’nin en ünlü ve en uzun plajıdır.
Doğal güzellikleri ve el değmemiş yapısıyla ünlüdür.
Ayios Philon Plajı:
Çok sayıda küçük koy ve plaj içerir.
Tarihi kalıntılarla çevrili bir plaj.
Sessiz ve huzurlu bir ortam sunar.
Dipkarpaz Plajları:
Kalabalıktan uzak bir tatil isteyenler için idealdir.
1. Güzelyurt Plajı
Özellikleri:
Güzelyurt bölgesindeki en bilinen halk plajıdır.
İnce kumlu sahili ve sakin atmosferi ile dikkat çeker.
Deniz suyu genellikle sığ ve berraktır, yüzme için güvenlidir.
Hizmetler:
Temel olanaklar (şezlong, şemsiye) bulunmaktadır.
Çevresinde küçük kafeler ve restoranlar yer alabilir.
Kimler için uygun?:
Aileler ve sessizlik arayanlar.
2. Akdeniz Köyü Plajı
Özellikleri:
Akdeniz köyü sınırlarında yer alan bu plaj, doğal ve bakir bir sahildir.
Caretta caretta kaplumbağalarının yumurtlama alanlarından biridir.
Deniz oldukça temizdir ve çevrede bol miktarda doğal flora bulunur.
Hizmetler:
Tesis bulunmaz; tamamen doğa ile iç içe bir deneyim sunar.
Kimler için uygun?:
Kaplumbağaları gözlemlemek isteyenler ve doğa tutkunu gezginler.
3. Yedidalga Plajı
Özellikleri:
Güzelyurt’un Yedidalga köyü civarında yer alır.
Balıkçı teknelerinin de bulunduğu küçük ve sakin bir sahildir.
Deniz temiz ve doğaldır, çevrede küçük restoranlar bulunur.
Hizmetler:
Balık restoranları ve kafeler plaj yakınında mevcuttur.
Kimler için uygun?:
Sessiz bir gün geçirmek ve deniz kenarında yemek yemek isteyenler.
Genel Notlar
Huzurlu Atmosfer: Güzelyurt’un plajları genellikle sessiz, kalabalıktan uzak ve doğal bir yapıya sahiptir.
Hazırlıklı Olun: Çoğu plajda büyük tesisler veya yoğun hizmet bulunmaz. Yiyecek, içecek ve diğer ihtiyaçlarınızı yanınıza almanız önerilir.
Kaplumbağa Gözlemi: Bazı plajlar Caretta caretta kaplumbağalarının yuvalama alanı olduğundan, koruma altındadır. Bu alanlarda dikkatli olunması önemlidir.
Güzelyurt plajları, huzur arayanlar ve doğayla baş başa kalmak isteyenler için harika bir seçenektir.
Gazimağusa, tarih ve deniz keyfini birleştirmek isteyenler için ideal bir bölgedir:
Glapsides Plajı:
• Özellikleri:
Gençler ve aileler arasında popülerdir.
Deniz sığdır, bu yüzden çocuklar için güvenlidir.
Plajda kafe ve restoran hizmetleri mevcuttur.
Etkinlikler: Şezlong kiralama, voleybol alanı ve su sporları imkânları vardır.
________________________________________
Silver Beach
• Özellikleri:
Şnorkelle dalış yapmak için ideal bir plajdır.
Antik Salamis kalıntılarına oldukça yakındır.
Kumlu ve sakin bir sahildir.
Etkinlikler: Tarihi bir ortamda yüzme ve su altı keşifleri yapılabilir.
________________________________________
Bafra Halk Plajı
• Özellikleri:
Daha az kalabalık ve doğal bir plaj arayanlar için idealdir.
Plajda restoran ve duş imkanları bulunur.
Etkinlikler: Dinlenme, deniz keyfi ve piknik için uygundur.
________________________________________
Nuh’un Gemisi (Noah’s Ark Beach)
• Özellikleri:
Lüks bir otelin plajıdır ve oldukça geniş bir kumsala sahiptir.
Modern tesisler ve hizmetler sunar.
Etkinlikler: Su sporları, şezlong keyfi ve aile aktiviteleri yapılabilir.
________________________________________
Salamis Plajı
• Özellikleri:
Salamis Harabeleri’ne yakın bir konumdadır.
Kumlu sahili ve temiz deniziyle dikkat çeker.
Tarih ve doğayı bir arada sunar.
Etkinlikler: Tarihi alanları gezmek ve plajda yüzme keyfi.
________________________________________
Palm Beach
Özellikleri:
Kapalı Maraş bölgesine yakın bir plajdır.
Kum sahili ve berrak denizi ile ünlüdür.
Hem yerli halk hem de turistler tarafından sıkça ziyaret edilir.
Etkinlikler: Yüzme, güneşlenme ve Kapalı Maraş manzarasını izleme.
________________________________________
Kocareis Plajı
• Özellikleri:
Daha az bilinen, sakin bir plajdır.
Doğayla iç içe bir ortam sunar.
Etkinlikler: Sessiz bir gün geçirmek isteyenler için idealdir.
Özellikleri:
Kuzey Kıbrıs’ın Gazimağusa (Mağusa) bölgesinde yer alan, popüler bir plajdır. Doğal güzellikleri ve dinlendirici atmosferiyle öne çıkan bu plaj, bölge halkı ve turistler tarafından sıkça tercih edilmektedir. İşte Bedi’s Plajı hakkında detaylı bilgiler:
Konum ve Ulaşım
• Yer: Gazimağusa yakınlarında yer alır. Şehir merkezine sadece birkaç kilometre mesafededir.
• Ulaşım: Mağusa’dan özel araçla veya toplu taşıma ile kolayca ulaşılabilir. Park alanı bulunmaktadır.
Ortam:
Sessiz, huzurlu bir atmosfere sahiptir.
Aileler, çiftler ve dinlenmek isteyenler için uygundur.
Etrafında doğal yeşillikler bulunur.
Girne, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin en popüler tatil bölgelerinden biridir ve birçok güzel plajı ile dikkat çeker. Denizi genellikle temiz ve berrak olan Girne plajları, her yaştan ziyaretçiye hitap eder. İşte Girne’deki en iyi plajlar:
Girne’deki plajlar, her türden tatilciye hitap eden özellikler sunar. Günübirlik geziler, su sporları veya sadece dinlenmek için Girne plajlarını ziyaret edebilirsiniz.

Bu silindir şeklindeki anıt, Lefke yerleşim yerinin merkezinde bulunmaktadır.
Tarihi su deposu olan bu anıt, Birleşik Krallık ve İngiliz Hükümetler Topluluğu Hükümdarlarının Kralı VI. George’un taç giyme töreni anısına inşa edilmiştir.
1937 yılında Britanya İmparatorluğu tarafından inşa edilmiştir ve anıt üzerindeki yazılarla kralın taç giyme töreni anlatılmaktadır.

Troodos dağlarının eteklerinde bulunan Lefke’de pek çok su yolu ve kaynak vardır ve bu çeşme de bunlardan birisidir.
Çeşmenin, 15. veya 16. yüzyılda Kıbrıs Venediklilerin kontrolündeyken, Lefke Nehri ve Laguna Dağı etekleri arasına inşa edildiği düşünülmektedir. Çeşmenin inşasından önce, şehirde halihazırda bir su kaynağı bulunmuyordu.
O dönemki Venedikli hükümdar Cento olarak adlandırılmaktaydı ve suya yerel dilde Aqua de cento denmekteydi, yıllar geçtikçe Cento olarak kısaltılarak kullanılmıştır.
Çeşmeden günümüzde hala, çevresindeki portakal bahçelerine tedarik sağlamak için su akmaktadır.

Kıbrıs’ta kurulan en önemli Şehir Kırallıklarından biri olan Soli’nin tarihçesi, M.Ö. 700 yıllarına kadar uzanmaktadır.
Yapılan araştırmalarda, şehrin uzunca bir sure,Stratejik konumu,verimli toprakları, limanı ve yakınındaki bakır madenleri nedeniyle önemli konumunu korumayı başardığı anlaşılmaktadır.. Soli en parlak dönemini Roma döneminde yaşamıştır. 7. yy’daki Arap akınları ise kentin sonu olmuştur.
Araştırmalarda, Helenistik döneme ait altın ve gümüş takılar, M.Ö.1.yy’da yapılmış mermer bir Aphrodite heykeli, M.Ö.2.yy’a ait, Amazonlarla savaşı gösteren bir kabartma ele geçmiştir. Ayrıca, Helenistik döneme ait, agoraya açılan sütunlu caddenin ve agoradaki mermer bir anıtsal çeşmenin de kalıntıları ortaya çıkmıştır. Soli Bazilikasnın 4. yy’ın 2. yarısında yapıldığı, Kıbrıs’ta inşa edilen ilk kiliselerden olduğu bilinmektedir. 5. ve 6. yy’da genişletilmesine rağmen, 7. yy’daki Arap akını ile tahrip olmuştur. Üç kapılı bir girişi bulunmakta olan kilisenin, dört yanı sütunlarla çevrili ve çeşmeli bir avlusu vardır. Avlunun ardından üç kapılı başka bir giriş ile kiliseye girilmektedir. İçerde iki sıra halinde dizilmiş on ikişer sütun bulunmaktadır. Döşemesinde bulunan, genellikle geometrik ve hayvan figürü olan mozaiklerin büyük bir kısmı günümüze dek ulaşmıştır.
Şehrin Sembolü Bazilika’da yer alan eşsiz güzellikteki Kuğu mozaiğidir.
Soli Roma Tiyatrosu, eskiden aynı yerde olan bir Yunan tiyatrosunun yerine, M.S.2. yy ile 3.yy arasındaki dönemde, bir tepenin denize bakan yamacında yapılmıştır. Seyircilerin oturacağı yarım daire şeklindeki bölüm tepenin kayalık kısmına oyulmuştur. Bu bölüm ile ortadaki koro yeri kireç taşından yapılma alçak bir duvarla ayrılmakta olup, koro yeri ve oturma yerlerine geçiş yanlardaki geçitlerle sağlanır. Gerçek kapasitesi 4000 kişi olan tiyatronun, sahne binası iki katlıdır. Bu bölüm mermer ve heykellerle süslüdür. Tiyatronun batısındaki bir tepe üzerinde Aphrodite’e adanmış bir tapınağın izlerine rastlanmıştır.
2005 yılında yürütülen kazılarda çok zengin altın buluntular ve arkeolojik eserler ortaya çıkarılmıştır.
Lefke bölgesinde yer alan Soli, Kuzey Kıbrıs’ta ziyaret edilebilecek antik çağ şehirlerinden bir tanesi. Verimli topraklar üzerinde yer alan Soli, bölgede bulunan bakır yatakları ve limanıyla, adada önemli bir konuma sahipti. Bugün, koruma altına alınıp ziyaretçilere açılan bu yerleşim yeri, tarihin korunmaya değer miraslarından bir tanesi.
Soli’nin orjini İ.Ö. 700 yıllarına ait ve Asurluların haraç aldıkları kentleri içeren bir listeye kadar izlenebilmiştir. Bu listede kentin adı Si-il-lu olarak geçmektedir. Eski yazılı kaynaklara göre İ.Ö. 580 yılında adadaki krallardan Philokypros, hocası Atinalı filozof Solon’un tavsiyesi üzerine, başkentini Aepia adle kentten Si-il-lu’ya taşımış ve buraya hocasının adını vermiştir. İ.Ö. 498 yılında adadaki öteki kırallıklarla birlikte Soli de kıbrıs’ın hakimi olan Perslere baş kaldırmış ve yenilmiştir. Soli, en parlak yıllarını Roma döneminde yaşamıştır. Ancak İ.S. 4. yy’a gelindiğinde, liman gemilerin giremeyeceği kadar dolmuş ve bakır madenleri kapanmıştı. 7.yy’daki Arap korsanlarının akınları kentin sonu olmuştur. Araştırmalardan Soli’de de tiyatronun sırtını verdiği tepeyi kaplayan akropoliste Vuni’deki gibi kral sarayı olduğu anlaşılmıştır. Kazılarda Helenistik döneme ait altın ve gümüş takılar, İ.Ö. 1.yy’da yapılmış mermer bir Afrodite heykeli (Kıbrıs Müzesi – Güney Kıbrıs) ve İ.Ö. 2.yy’a ait Amazonlarla savaşı gösteren bir kabartma ele geçirilmiştir. Viyana Tarih Müzesi’nde Fugger lahdi olarak bilinen lahdin de Soli akropolisinden çıkmış olabileceği ileri sürülmüştür. Kazılarda, Helenistik döneme ait, agoraya açılan sütunlu caddenin ve agoradaki mermer anıtsal çeşmenin kalıntıları da açığa çıkmıştır. Tatlı su kaynakları, verimli topraklar ve korunaklı bir liman, ayrıca bakır yatakları ve bakırı işleyecek bol miktarda odunun bulunması Soli’nin burada kurulan ilk yerleşme olmayabileceğini göstermektedir. Nitekim arkeolojik kazılarda İ.Ö. 11.yy’a tarihlenen biryerleşmenin izlerine rastlanmıştır.
Soli bazilikasının 4.yy’ın ikinci yarısında yapıldığı sanılmaktadır. Kıbrıs’ta inşa edilen ilk kiliselerden olup kendine özgü yanları vardır. 200 metre uzunluğundaki bazilika üç kapılı bir giriş ve bir giriş mekanıyla başlıyordu. Bunu dört tarafı sütunlarla çevrili ve çeşmesi olan bir avlu izliyordu. Bundan sonra gelen gene üç kapılı bir giriş ve narteksten sonra asıl kiliseye giriliyordu. Kilisenin içinde iki sıra halinde dizilmiş onikişer taştan yontulmuş dev sütunlar nefi üçe bölmekteydi. Bu sütunların altlıkları bugünde yerlerindedir. Nefin sonunda üçlü bir apsit vardı. Ortadakindeki sıralar piskoposlara ve rahiplere aitti. Kilisenin döşemesi tamamen tessera (dört köşe kesilmiş ufak taşlar) mozaikle kapalıydı. Bu mozaiklerin büyük bir kısmı günümüze ulaşmıştır. Başlangıçta hepsi geometrik desenli olan mozaiklere zamanla hayvan figürleri ve bundan sonra da opus sectile (kesilmiş taş parçalarından yapılmış) mozaikler eklenmiştir. Hayvan figurleri arasında etrafı bir bitki örtüsü ve dört küçük yunusla çevrili, kaza benzeyen kuğu figürü dikkat çeker. Apsitin önündeki mozaikte Yunanca “Ey İsa, bu mozaiği adayanları koru” yazısı okunmaktadır. Hıristiyanlık geleneğinde Soli, Saint Mark’ın Saint Auxibius tarafından vaftiz edildiği yer olarak kabul edilmiştir. Buna göre 1.yy’da Soli’ye sığınan Hıristiyan bir Romalı olan Auxibius sonradan Soli kilisesinin ilk piskoposu olmuştur.
Soli’deki Roma tiyatrosu, bir tepenin denize bakan yamacında bir zamanlar aynı yerde olan bir Yunan tiyatrosunun yerine yapılmıştır. İ.S. 2.yy’ın sonu ile 3.yy’ın başından kalmadır. Seyircilere ayrılan yarım daire şeklindeki oturma sıralarının olduğu bölüm kısmen tepenin kayasına oyulmuştur. Burası ortadaki orkestra (koro yeri) denilen kısımdan kireç taşı bloklardan yapılmış alçak bir duvarla ayrılıyordu. Orkestraya ve oturma yerlerine geçiş, sahne binasının önünde, iki yandaki geçitle sağlanmaktaydı. Oturma yerlerinin taşları ve mermerlerinden sağlam kalanlar 19.yy’da Port Sait rıhtımının yapılmasında kullanılmışlardır. Aslında kapasitesi 4000 kişi olan bu kısım günümüzde yarı yüksekliğine kadar restore edilmiş durumdadır. Sahne binası iki katlı olup, mermerle kaplı ve heykellerle süslüydü. Günümüzde görülebilen kısım sahne binasının üzerine inşa edildiği platformdu. Tiyatronun batısındaki bir tepenin üzerine İsis ve Afrodit’e adanmış bir tapınağın izlerine rastlanmıştır.



Vuni, Kıbrıs antik bir saray ve yerleşimdir. MÖ 500 yılı civarına tarihlenmektedir. Saray, Kıbrıs’ta Pers egemenliğine karşı ayaklanmaların olduğu bir dönemde, yaklaşık 6 km uzakta bulunan Soli kentini Pers hakimiyeti altında tutmak için inşa edildi. Sarayın inşası dört yılda tamamlandı ve 137 odası vardı. Rakımı 267 metre olan bir tepe üzerine kurulmuştur ve etrafı surlarla çevrilidir. Yapının üç ana bölümü vardır, bunlar en tepede bulunan Athena Tapınağı, tapınağın hemen altındaki bulunan saray ve diğer tapınaklar, bunların da aşağısındaki bulunan evlerdir. Bu üç bölüm tepeden denize doğru eğimli olan üç farklı teras üzerine kurulmuştu.