Yazar: Ceren Demirciler

  • Apostolos Andreas Manastırı

    Kuzey Kıbrıs’ın en doğusunda yer alan bu manastır, yüzyıllardır Ortodoks inancına sahip Kutsal Topraklara hacca giden kişiler için önemli bir dinlenme noktası olmuştur.

    Manastırın günümüze kalan en eski kısmı, 15. yüzyıla ait kıyıya yakın inşa edilmiş şapeldir ve Aziz Andrew’in getirdiği söylenen şifalı su bugün hala kullanılabilmektedir.

    Aziz Andrew papaz olarak çağrılan ilk kişidir ve bu sebeple “çağrılan ilk kişi” anlamına gelen “O Protoklidos” olarak da adlandırılmaktadır.

    Çok önemli bir haç noktası olan bu manastıra, tüm dünyadan ziyaretçiler gelerek dua etmektedir ve şifa dilemektedir.

  • Panagia Theotokos Kilisesi (İskele İkon Müzesi)

    12. yüzyılda inşa edilen bu kilise, zaman içinde çeşitli eklemeler ve restorasyonlar geçirmiştir. Kuzey Kıbrıs Eski Eserler ve Müzeler Dairesi tarafından yapılan onarım çalışmalarının ardından, 23 Mayıs 1991 tarihinde İskele İkon Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Müze, erken dönem duvar resimleri ve ikonalarıyla ziyaretçilerine Kıbrıs’ın dini sanatını tanıtmaktadır

  • LAMBOUSA ANTİK KENTİ

    Lambusa Antik Kenti, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Girne İlçesi’nde yer alan Lapta kasabasının kıyı şeridinde yer almaktadır. Neolitik çağdan kalma zengin bir şehir krallığına ait kalıntılardır. Kıbrıs’ta bulunan en büyük dokuz krallıktan biridir.

    Lambusa Antik Kenti’ne zengin bir şehir olduğundan ötürü, Parlak anlamına gelen Lambusa adı verilmiştir.

    Antik Lambusa Kenti’nin kalıntıları, Mezarlar, kraliçe havuzu, surlar ve açık hava müzesi bölümlerinden oluşmaktadır.

    19. yüzyılda yapılan kazılarda Altı köşeli gümüş bir buhurdan, gümüş leğen, gümüş bir tepsi ve yirmi dört tane gümüş kaşık oluşan eserler ortaya çıkartılmıştır. Daha sonraki yıllarda yürütülen kazılarda ise kabartma işçiliğinden gümüş tabaklar ortaya çıkartılmıştır.

    Kazılarda ortaya çıkarılan eserler, New York, Londra gibi yabancı ülke şehirlerinin müzelerinde sergilenmektedir.

    Lambusalılar Lüzinyan döneminde şehirlerini terk ederek, Lapta’yı kurmaya başlamışlardır. Bu süreç Osmanlılar döneminde de devam etmiştir. MS 18. yüzyılda Lapta’da yaşayan Lambusa kökenli halk Alsancak köyünü kurmuşlardır. Lapta ve Alsancağın kurulmasında taş ocağı görevini görmüş olan Lambusa Harabeleri, yok olma sürecine girmiştir.

  • ANTİPHONİTİS KİLİSESİ

    Bu kilisenin bir zamanlar önemli bir manastırın çekirdeğini oluşturduğu bilinmektedir. Kubbesi, düzensiz bir sekizgen oluşturan sekiz yuvarlak sütun üzerine yerleştirilmiştir.

    Bu sütunlardan ikisi duvarlardan ayrı tutularak, kutsal alan  bema ile  kilisenin geri kalan kısmı birbirinden ayrılmaya çalışılmıştır. Bu yapı, özellikleri bakımından Kıbrıs’ta günümüze kadar ulaşabilen en güzel mimari örneklerinden birisidir. Batısında bulunan beşik tonozlu narteks ile güneyinde bulunan revak düzenlemesi 14. veya 15. yy’da eklenmiştir.

    Güneydeki revak düzenlemesi gotik taş işçiliğinin eşsiz bir örneğidir. Ancak, ahşap üst örtüsünden ve sütunların arasına yapılmış olan taş korkuluktan geriye birşey kalmamıştır. Antiphonitis sözcüğü “Cevap veren İsa” anlamına gelmektedir.

    Yapı, orijinalinde narteks dışında tamamıyla duvar resimleriyle kaplıydı. Ancak günümüzde bu fresklerin birçoğu kayıptır. İki farklı döneme tarihlendirilen bu fresklerin günümüze kadar ulaşabilenlerinden bir bölümü 12. veya 13. yy’a, bazıları da 14. veya 15. yy’a aittirler. Bu duvar resimlerinde genel olarak konuları  incilden alınmış sahnelerin yanısıra yoğun olarak aziz tasvirleri de bulunmaktadır. Ayrıca, günümüze ulaşamamış ancak yazılı kaynaklarda sözü edilen tevrat konulu sahnelerin de olduğu bilinmektedir. İsa’nın vaftizi, Meryem’in  doğumu, Aziz Symeon Stylites, kubbedeki pantokrator İsa tasviri gibi örnekler günümüze kadar ulaşmış duvar resimlerinden bazılarıdır.

  • BUFAVENTO KALESİ

    Bizans dönemine ait olan Bufavento Kalesi, adını “Rüzgara Karşı” anlamına gelen İtalyanca “Bufavento” kelimesinden alır. Lusinyanlar döneminde de önemini korumuştur.

    Öne Çıkan Özellikleri: Deniz seviyesinden yaklaşık 950 metre yükseklikte yer alan kale, Girne sıradağlarının en yüksek noktalarından birinde bulunur. Zorlu bir tırmanış sonrası, harika bir manzara ile ödüllendirilirsiniz.

  • GİRNE BANDABULYA

    Girne Bandabuliya, tarihi Yuvarlak Kule’ye yakındır ve Girne’nin merkezinde bulunmaktadır.

    Orijinal bina 1878 yılında İngiliz kolonileri yönetimindeyken bitişiğinde bir pazarla birlikte Şehir Salonu olarak inşa edilmiştir. Kış aylarında, binanın bir parçası olan ilk taş bina kısmı kapalı pazara dönüştürülürdü.

    1970’lerin sonunda, pazar yeri pek çok manav, kasap ve balıkçıya ev sahipliği yapmıştır. Ancak, süpermarketlerin açılmasıyla Bandabuliya önemini kaybetmiş ve 1990 yılına kadar pazar olarak kullanılma işlevini yitirmiştir.

    2005 yılında, Bandabuliya’nın yeme içme yerleri olan turistik bir pazar ve sanat merkezi olarak restore edilmesine karar verilmiştir.

    Renovasyon sırasında, binanın kendi malzemeleri olabildiğince tekrar kullanılmaya çalışılmıştır ve mevcut kumtaşları geri dönüştürülmüştür.

    Çarşıya girdiğinizde ilk fark edeceğiniz şey, Girne Kalesinde muhafaza edilmiş eski yelkenli geminin maketidir. Orijinal haline çok benzeyen maket binanın tam ortasında yer almaktadır ve bu daha samimi bir atmosfer sağlamaktadır. Girişte yer alan demirden yapılmış eski merdivenlerde oldukça büyüleyicidir.

    Bandabuliyadaki restoran ve kafeler yerel mutfaktan lezzetler ve Akdeniz mutfağı ürünlerini sunmaktadır, market tarzı dükkanlarda pek çok çeşit yerel el sanatları ürünleri satışa sunulmaktadır.

    Lefkoşa Bandabuliya’dan daha küçük olan Girne Bandabuliya’da akşamları yerli müzisyenler tarafından canlı müzik performansları sergilenmektedir ve romantik bir atmosfer arayanların mutlaka gitmesi tavsiye edilmektedir.

  • İKON MÜZESİ (ARKHANGELOS MİKHAEL KİLİSESİ)

    Girne İlçe merkezinde yer alan yapı, 1800’lü yıllarda kilise olarak kullanılmış ve günümüzde müzeye çevrilmiştir. Ulaşımların yürüyerek yapılabildiği müze, bölgenin tarihi açıdan önemli yapıları arasındadır.

    İnşası 1860 yılına denk gelen yapı, döneminde  Ortodokslara ait Arkhangelos Kilisesi olarak kullanılmıştır. Günümüzde müzeye çevrilen yapı içerisinde Girne bölgesinde bulunmuş olan ikonlar sergilenmektedir. Toplamda 3 kattan oluşan kilisenin her katında farklı dönemlere ait ikonları görebilirsiniz.

    Kilisenin yapımından sonraki yıllarda yanına eklenmiş olan çan kulesi de ilçenin bütün noktalarından rahat bir şekilde görülebilmektedir. 

  • KARAOĞLANOĞLU MÜZESİ VE ŞEHİTLİĞİ

    Girne ilçe merkezine yaklaşık 8 kilometre batıda yer alan müze ve şehitliğe özel aracınızla veya Alsancak minibüsleri ile ulaşım sağlayabilirsiniz.

    1974 senesindeki Kıbrıs Barış Harekatı’na dair en özel anıtlardan biridir. Çıkartmanın ilk günlerinde kullanılan bu karargah, bir roketatarın hedefi olmuştur. Binbaşı İbrahim Karaoğlanoğlu ile Yüzbaşı Fehmi Ercan’ın önderliğinde yürütülen operasyon sonrasında bu evin günümüzde müze ve şehitlik olarak kullanılması uygun görülmüştür.

    Müze kısmına girmeniz durumunda, o döneme dair savaş kalıntılarına ve harekata dair sunumlara şahitlik edebilirsiniz. Ayrıca Rumlara ait savaş araçları da burada sergilenmektedir.

    Müzeye girişler ücretsiz bir şekilde yapılmakta olup, herhangi bir yaş sınırlaması bulunmamaktadır.

  • TÜRK TANKI

    Beşparmak Dağlarındaki tank, Girne ilçe merkezine yaklaşık olarak 28 kilometre uzaklıktadır. Etkileyici hikayesi ile birlikte mutlaka ziyaret edilmesi gereken tarihi yapılar arasında bulunan tankı, özel aracınızla Lefkoşa – Girne anayoluna çıkarak yaklaşık 10 kilometre sonra Boğazköy’ü geçip, sağa (Atatürk Caddesi) saparak ortalama 18 kilometre düz devam etmek suretiyle ziyaret edebilirsiniz.

    1974 senesinde gerçekleşmiş olan Kıbrıs Barış Harekatı sürecinde, dağa çıkarken arazi koşullarından dolayı arıza yaparak burada kalan tank, hem tarihi önemi hem de manevi açıdan etkileyiciliği ile ön plana çıkmaktadır.

    Günümüzde hala, paletlerinin arızalandığı andaki görüntüsü ile incelenebilen tankı, haftanın her günü ücretsiz bir şekilde ziyaret edebilirsiniz.

  • HZ. ÖMER TÜRBE VE MESCİDİ

    Kıbrıs’ın en önemli dini ziyaret noktalarından biri olarak gösterilen Hz. Ömer Türbesi; şehir merkezinden ortalama 5 km uzaklıktadır. Deniz kenarında bulunan türbe, oldukça sessiz ve sakin bir yerde bulunmaktadır. Türbede birçok şehitin yattığı ifade edilmektedir.