Kategori: İSKELE

  • İskele Arkeoloji Müzesi

    2018 yılında açılan bu müzede, Neolitik’ten başlayıp Roma’ya kadar sekiz farklı döneme ait birçok eser sergilenmektedir.

    Müzenin açılması ile birlikte, birçok medeniyetin kültürel mirası, on binden fazla paha biçilemez tarihi eserin sergilendiği bu yeni galeriye taşınmıştır. Her yaştan ziyaretçilerin ilgisini çekecek mücevher ve ince seramik eserlerinden büyük heykellere ve antik kalıntılara kadar birçok eser ile İskele Arkeoloji Müzesi, bölgedeyken kaçırmamanız gereken bir deneyimdir.

  • Oasis Manastırı

    Geçmişi 10. yüzyıla dayanan bu tarihi kilise, 4. yüzyılda Karpaz halkını Hristiyanlığa döndüren azize adanmıştır.

    Bu kilise Helenistik ve Roma dönemlerinden kalan kalıntıların üzerine inşa edilmiştir ve Karpaz Yarımadasının eski Fenikeliler limanının kalıntılarıdır.

    3 kemerli klasik kubbeli bir Bizans kilisesidir ve sütunlarla çevrili bir avlusu bulunmaktadır.

    Ziyaretçiler, sarnıcı, vaftizhaneyi ve pek çok renkli mozaiği oldukça iyi durumda görebilme olanağına sahiptir.

  • Kanakaria Kilisesi

    Boltaşlı köyünün dışında yer alan bu kilise, 6. yüzyılda inşa edilmiştir. Mozaikleriyle ünlü olan kilise, Kıbrıs’ın dini ve sanatsal mirasının önemli örneklerinden biridir.

  • Ayios Trias Bazilikası

    Kuzeydeki küçük Sipahi köyünde yer alan bazilikanın tarihi 5. yüzyılın sonlarına dayanmaktadır.

    7. yüzyılda Arap saldırılarıyla yıkılan bazilika, 1957 yılında tesadüfen keşfedilmiştir ve iyi korunan mozaikleriyle ünlüdür.

    Geometrik, varak ve çapraz motiflerle süslenen bu bazilikada, ana kubbenin karşısındaki yazılar, “yapının bu kısmının inşasının ödendiği” ifadesiyle Heraclos adında bir yardımcı papaza gönderme yapmaktadır.

  • KANTARA KALESİ

    Beş Parmak Dağlarındaki 3 mücadeleci kalenin arasında, Kantara Kalesi Doğu’da en uzak mevkide konumlanmıştır.

    Deniz seviyesinden 700 metre yükseklikteki kale, Meserya Ovasına ve Karpaz Yarımadasına hükmetmektedir.

    Kalenin, 7. Yüzyılda gerçekleştirilen Arap akınlarına karşı kıyı şeridini korumak için inşa edildiğine inanılırken öte yandan, Kantara Kalesi’nin bahsi ilk defa Richard the Lionheart 1191 yılında Kıbrıs’ı fethettiğinde oluşturulan yazılı kayıtlarda geçmiştir.

    1391 yılında, kale Kral James zamanında surlarla güçlendirilmiştir ve çevresi devasa duvarlarla örülmüştür. Venedikliler 1489 yılında adanın kontrolünü ele geçirdiğinde, kale alanın savunması için önemli bir garnizon olarak kullanılmaya devam etmiştir.

    Fakat, savaşın durumu değiştikçe ve Venedikliler, Girne, Gazimagusa ve Lefkoşa’daki surları da güçlendirince, dağların doruklarında yer alan bu kaleler git gide değerini yitirmeye başlamıştır.

    Kantara’ya bugün yapılacak bir ziyaret, eski savunma çukurlarının, askerlerin koğuşlarının, su sarnıçlarının, tonozlu odaların, saat kulelerinin kalıntılarını ve tabii ki kuzey kıyılarının nefes kesen manzarasını görme olanağı sunmaktadır.

  • Apostolos Andreas Manastırı

    Kuzey Kıbrıs’ın en doğusunda yer alan bu manastır, yüzyıllardır Ortodoks inancına sahip Kutsal Topraklara hacca giden kişiler için önemli bir dinlenme noktası olmuştur.

    Manastırın günümüze kalan en eski kısmı, 15. yüzyıla ait kıyıya yakın inşa edilmiş şapeldir ve Aziz Andrew’in getirdiği söylenen şifalı su bugün hala kullanılabilmektedir.

    Aziz Andrew papaz olarak çağrılan ilk kişidir ve bu sebeple “çağrılan ilk kişi” anlamına gelen “O Protoklidos” olarak da adlandırılmaktadır.

    Çok önemli bir haç noktası olan bu manastıra, tüm dünyadan ziyaretçiler gelerek dua etmektedir ve şifa dilemektedir.

  • Panagia Theotokos Kilisesi (İskele İkon Müzesi)

    12. yüzyılda inşa edilen bu kilise, zaman içinde çeşitli eklemeler ve restorasyonlar geçirmiştir. Kuzey Kıbrıs Eski Eserler ve Müzeler Dairesi tarafından yapılan onarım çalışmalarının ardından, 23 Mayıs 1991 tarihinde İskele İkon Müzesi olarak hizmete açılmıştır. Müze, erken dönem duvar resimleri ve ikonalarıyla ziyaretçilerine Kıbrıs’ın dini sanatını tanıtmaktadır