Kategori: TARİHİ YERLER

  • Sarayönü Camii

    Lefkoşa kentinin en merkezi yerinde bulunmaktadır. Eski bir Latin kilisesiyken camiye çevrilip, 1890’lar itibariyle harap bir vaziyette bulunduğundan, Ali Paşa tarafından 1902 yılında yeniden yaptırılmıştır. Arap tesiri bulunan caminin çok değerli bir ahşap tavanı vardır.

    1962 yılında şadırvanı yıktırılırken, üzerinde Yunanca yazılar bulunan kapaklı bir mermer lahid ortaya çıkmıştır. Bu tarihi eserin harf stilinden ve gövdesindeki kocaman bir haçtan, Bizans dönemine ait olduğu anlaşılmaktadır.

  • Yeni Camii

    Yeni Cami, Lefkoşa’nın kuzey kesiminde yer alan bir camidir. İçinde bulunduğu Yenicami Mahallesi’ne adını verir. Mevcut cami 1898-1899 yılında tamamlanmış olup, yanında bulunan ve günümüze kalıntıları ulaşan eski cami ise kiliseden çevrilmişti.

    Günümüzde caminin yer aldığı alandaki ilk ibadethane, 14. yüzyılda inşa edilen ve Gotik mimari özelliklerini taşıyan bir kiliseydi. Bu kilisenin 1350’li veya 1360’lı yıllarda inşa edildiği, Eleusa’ya (Merhametli Meryem Ana) adanmış olduğu yönünde bulgular vardır. Şehrin 1570 yılında Osmanlı İmparatorluğu hakimiyetine geçmesiyle camiye çevrilen bu kilise, “Cami-i Cedid” veya “Yeni Cami” olarak anılmaya başlandı. 1740-41 yılına dek ayakta kalan bu yapı, bu tarihte geriye minaresi ve güneybatı köşesi kalacak şekilde yıkılarak Menteşzade Hacı İsmail Ağa tarafından 20 metre uzağına yeni bir cami inşa edildi. Rivayete göre Menteşzade Hacı İsmail Ağa, define bulmak için caminin altını kazdırarak yıkılmasına sebep oldu ve bundan dolayı idam edildi. Bu caminin yerine 1898-1899 yıllarında, günümüze ulaşan cami yapıldı. Eski caminin minaresi 1974’te Kıbrıs Harekâtı sırasında isabet eden bir havan topuyla zarar gördüğünden 1977’de yıktırıldı ve 1979’da yeni bir minare inşa edildi.

    14. yüzyılda inşa edilen Gotik yapı, öncesinde inşa edilen Azize Katerina Kilisesi’yle (günümüzde Haydarpaşa Camii) benzer özellikler taşıyan, süslemeler ve mimari plan açısından Kıbrıs mimarisinde bu kilisenin bir sonraki aşamasını temsil eden bir yapı olarak değerlendirilir. Günümüzde kullanılan cami binası ise, dikdörtgen harim etrafına inşa edilen L şeklindeki son cemaat yeri ile 19. yüzyılda adada inşa edilen diğer Osmanlı camileriyle benzer bir mimari plan ortaya koymaktadır. Caminin etrafında Osmanlı döneminde kurulan mezarlık, 1950’lerde ortadan kaldırılmıştır. Benzer bir şekilde 1959’da yıkılan caminin şadırvanı, 2003 yılında özgün özelliklerini yansıtacak şekilde baştan yapılmıştır. Caminin yanında aralarında Menteşzade Hacı İsmail Ağa ve şair Hasan Hilmi Efendi’ninkiler de olmak üzere dört türbe günümüze ulaşmıştır.

    Kaynak: https://www.lefkosabelediyesi.org/tarihi-ve-turistik-yerler

  • Turunçlu Fethiye Camii

    İplik pazarı mahallesinde bulunan Turunçlu Camii, inşa kitabesine göre 1240 (1825) yılında Kıbrıs Valisi Seyyid Mehmed Ağa tarafından yaptırılmıştır. Enlemesine dikdörtgen planlı harim bölümü, kuzey-güney yönünde ahşap tavanı taşıyan dört kemer sırası ile beş sahna ayrılmıştır.

    Yapının mihrabı ve minberi barok özellikler göstermektedir. Harimin kuzey ve batısını dıştan ” L” şeklinde kuşatan son cemaat revakı sekiz bodur sütun üzerine oturan on sivri kemerlidir. Caminin kuzeydoğu köşesindeki taş minare tek şerefelidir.

  • İplik Pazarı Camii

    İpilik Pazarı Camii Dış görünüşü sade olan küçük bir yapıdır. Son cemaat yerinin düzgün kesme taştan yapılmış olmasına rağmen diğer bölümleri kabaca kesilmiş sarı taştandır. Son cemaat yerinde bulunan kemerli caminin giriş kapısı üzerinde H.1241 ve H.1316 tarihli iki yazıt vardır. Daha yeni olan üstteki yazıtta Evkaf murahhas heyeti üyelerinden Muhammed Sadık Bey’den söz edilmekte ve onun çeşme ve mescit gibi birçok hayır işi yaptığı belirtilmektedir. Daha sonra onun bu camiyi yıkıp genişlettiği ve onu ikinci kez yaptığı belirtilmektedir. Rozet ve çeşitli bitki motifleri ile süslenmiş olan mihrabın güzel bir ahşap işçiliği vardır.

    Tek şerefeli, silindirik gövdeli ve örme taş külahlı minare camiin doğusunda bulunmaktadır. Kıbrıs’ta örme taş külahlı sayılı minareden biri olması itibarıyle dikkat çekicidir.

  • Selimiye Camii

    Çift minareli Selimiye Camii, 1209 yılında katedral olarak yapımına başlandı ve 5 Kasım 1326 tarihinde gerçekleştirilen dini bir törenle takdis edilip St. Sophia adıyla ibadete açıldı.

    Lüzinyanların saf Gotik nizamda Kıbrıs’ta yaptıkları başyapıtların en önemlisidir. Lüzinyan kralları Kıbrıs krallık tacını burada giyerler, zamanın soyluları ile bazı krallar ise yine bu katedralin içine gömülürlerdi.

    Lefkoşa’nın Osmanlılar tarafından alındığı 9 Eylül 1570 tarihinden hemen sonra camiye çevrildi.

  • Arabahmet Camii

    Lefkoşa’da iyi korunmuş Klasik Osmanlı eserlerinden biri olan cami, Kıbrıs’ın fethine katılan, Kıbrıs Beylerbeyi olan ve ilk vakıf kurucuları arasında yer alan Arabahmet Paşa’nın adına 1845 yılında aynı adı taşıyan mahallede inşa edilmiştir.

    İlk yapıldığı dönemde tabanı ortaçağa ait 25 mezar taşı ile döşenmiş durumda olan cami, daha sonra yapılan tamirler sırasında bu taşlar sökülerek Lefkoşa Taş Eserler Müzesine nakledilmiştir. Caminin bahçesinde bir şadırvan ve İshak Paşa ve Kamil Paşa gibi Türklere ait mezarlar bulunmaktadır.

  • Ayluka Kilisesi

    Kilise girişi üzerinde yer alan yazıtta 1758 yılında Başpiskopos Filatheos döneminde yapıldığı yazar. Bununla beraber, literatürde kilisenin daha eskilerde de var olup bu tarihte sadece genişletildiği görüşü ifade edilmektedir. Kilise bu genişletmeden önce tek bir nef, bu nefi örten dört adet çapraz tonoz ve güneye açılan bir revaktan oluşmaktaydı. Günümüzdeyse iki sütun bu nefi yenilenme sırasında eklenen kuzeydeki koridordan ayırmaktadır. Günümüzde kilise biri güney diğer kuzeyde olmak üzere Gotik üslupta iki giriş kapısına sahiptir.

    Kilisede 1780 yılında Başpiskopos Hrisanthos tarafından yaptırılmış ahşap bir ikonostasis bulunmaktadır. Geçmişte “istisnai derecede” bir ikon koleksiyonuna sahip olan kilisenin ikonları güvenlik maksadıyla Başpiskoposluğa taşınmıştır. Bu ikonlar daha sonra III. Makarios Vakfının açtığı Bizans Müzesinin ana sergisini oluşturmuştur.

    Kıbrıs’ta yaşanan çatışmalar sırasında kilise “ciddi” zarar görmüştür. 1956 yılının mayıs ayında Kıbrıslı Türklerin EOKA faaliyetlerine karşı gerçekleştirdiği nümayişler sırasında kilisenin yakıldığı literatürde geçmektedir. 12 Haziran 1958 gecesi, toplumlararası çatışmaların yoğunlaştığı bir dönemde, kilise gerçekleşen bir yangında hasar görmüştür. Kıbrıs Türk Kurumları Federasyonu yaptığı bir açıklamada “hareketi hiçbir suretle tasvip etmediklerini” ifade etmiş ve “Türk düşmanları” tarafından yapıldığını iddia etmiştir. Britanya sömürge yönetiminin Kıbrıs valisi Hugh Foot, yangında kilisenin iç mekânının harap olduğunu kaydetmiştir. 1950’lerde gerçekleşen olaylar dolayısıyla kilisenin cemaatini oluşturan Ayluka mahallesinin Rum nüfusu kaçmış, kilise de boşaltılmıştır. 1962 yılı sonunda tartışılan bir yasa tasarısıyla kilisenin tamiratının gerçekleştirilmesi gündeme gelmiştir.

    1985-1986 yıllarında Eski Eserler ve Müzeler Dairesi ile Halk Sanatları Derneğinin (HAS-DER) işbirliğiyle restore edilmiştir. Çalışmalar sırasında kilise avlusuna bir toplantı salonu inşa edilmiş, kilise ve bu toplantı salonu HAS-DER lokali olacak şekilde düzenlenmiştir. 27 Kasım 1988 tarihinde restore edilmiş kilisenin açılışı gerçekleştirilmiştir. Toplantı salonu 28 Mart 1988 tarihinde yanarak zarar görmüştür. Bir dönem kullanılmayan kilise 2010’lu yıllarda yeniden rehabilite edilmiş ve HAS-DER tarafından faaliyetlere başlanmıştır.

  • Ermeni Manastırı

    Buradaki 12. yüzyıla ait kilisenin yer sarsıntısından yıkılması üzerine 1308- 1310 yılları arasında yerine Gotik nizamda yapıldı.

    Önceleri Benedictine tarikatı rahibeleri tarafından kullanılırken, 15. yüzyılda Ermenilerin eline geçti. O sıralarda “Tortosa Kutsal Bakire Meryem” adıyla bilinen manastır kilisesinin, Osmanlı dönemi boyunca Ermeniler tarafından kullanılmasına onay verildi.

    Manastır yapıları 2009-2012 yılları arasında USAID’in mali yardımlarıyla UNDP-ACT tarafından restore edildi.

  • Arabahmet Kültür Evi

    Bina, sahnesi olan bir tiyatro, sergi salonu, soyunma odaları ve ofisler içerecek şekilde restore edilmiştir. “L” şeklinde iki katlı plana sahip olup, yapının zemin katta ortasında bir teras yer almaktadır. Ayrıca birinci katta bir teras bulunmaktadır. Binanın zemin katında üç ana girişi vardır. Biri arkadaki otopark alanındandır. Restorasyon projesinin amacı, Arabahmet’in sosyal ve kültürel yönünü iyileştirmekti. Arabahmet Rehabilitasyon projesinin en başarılı projesidir ve günümüzde halen kullanılmaktadır.

  • Sultan İkinci Mahmut Kütüphanesi

    Sultan İkinci Mahmut’un emriyle 1829 yılında Kıbrıs valisi Ali Ruhi Efendi tarafından yaptırıldı. Devlet-vatandaş işbirliğiyle kurulan ilk resmi Devlet kütüphanesidir.

    Klasik Osmanlı dönemi plan ve yapı özelliklerini taşımaktadır. Dış cephelerindeki mermer levhalarda ‘Maşallah”, ana kapının üst başında ise “Burası kütüphanedir” yazısı bulunmaktadır.