Blog

  • YEŞİLIRMAK TAŞI

    Yeşilırmak Kayalığı veya Petra Tou Limnidi, Kuzey Kıbrıs’ta, Yeşilırmak köyünün yakınlarında bulunan kayalık küçük bir adacık. Kıbrıs’taki ilk yerleşim burada yapılmıştır. Yerleşim, Neolitik Çağ’a dayanmaktadır. Sadece bu adacık üzerinde değil, bölgedeki diğer tepelerde de yerleşim tespit edilmiştir.

  • PİRİ MEHMET PAŞA CAMİİ

    Piri Mehmet Paşa Camii veya kısaca Pir Paşa Camii, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Lefke şehrinde 7. asrın sonlarına, Emevîler’e dayanan bir camiidir.

    1570-1571 yıllarında Osmanlı’nın Kıbrıs adasını fethetme harekâtına Kanuni Sultan Süleyman’ın ilk veziri Pîrî Mehmed Paşa’nın torunu Mehmet Bey de katılmıştır.

    Mehmet Bey Lefke’yi ziyaretinde şeceresi Ebu Bekir’e kadar dayanan bu harap camiyi yenileyerek inşa etmiş ve camiye dedesinin adını vermiştir.

    Caminin yanına 1580’de bir de medrese inşa edilmiştir. Kıbrıs’ın üç büyük medresesinden biri idi. 19. Yüzyıla gelindiğinde camii ihmal edilmiş; bakımı, onarımı ve yenileme işlemleri durmuştur. 1930’da ise Pir Paşa Mezarlığı defne kapatılmış, 1970’lerde mezarlığın tarlaya tahviline karar verilmiş ve bütün mezarlar kaldırılmıştır.

  • LEFKE SU KEMERLERİ

    Lefke Su Kemerleri 1609 yılları civarı yapıldığı düşünülmektedir. Lakin yapıda Venedik döneminin izleri de taşındığı için, yapı hem Osmanlı hem de Venedik döneminin eserlerinden sayılmaktadır. Osmanlı döneminde tarım üretim üslerinden biri olan Lefke’de yapılan bu su kemerleri Trodos Dağı’ndan gelen suyun dağıtımını sağlamıştır.

  • ST. MAMAS MANASTIRI & İKON MÜZESİ

    Adanın sevilen vergi karşıtlarının koruyucu azizine adanmış olan kilise, eskiden bir pagan tapınağının yeriydi.

    Güzelyurt’taki St. Mamas Manastırı, Gazimağusa’daki St. Barnabas Türbesi ve Karpaz’daki Apostolos Andreas Manastırı’nın ardından Kuzey Kıbrıs’taki Yunan Ortodoksların ibadet ettiği üçüncü en önemli yerdir.

    Burası bugün aynı zamanda birkaç önemli simge ve esere ev sahipliği yapmaktadır.

  • ARKEOLOJİ VE DOĞA TARİHİ MÜZESİ

    Bu minyon site 1979 yılında yapılan restorasyondan sonra müze olarak açılmıştır. Bina aslında bölge Piskoposunun sarayıydı ve 1974’e kadar şehir ofislerine ev sahipliği yapmaktaydı.

    Bu yapı, Kuzey Kıbrıs’ın flora ve faunasının sergilendiği doğal bir tarih bölümü ve adanın Neolitik ve Tunç Çağlarından kalan zengin tarihi geçmişini sergileyen arkeolojik bir zeminden oluşmaktadır. Başka bir odada, Tumba Tou Skuru yerleşim buluntuları sergilenmektedir.

    Avluda, Klasik, Helenistik ve Roma dönemlerine ait eserler sergilenmektedir.

    2005 yılında yapılan keşiften bu yana, ‘Soli Altın Yaprakları’ bu müzede sergilenmektedir ve büyük arkeolojik öneme ve estetiğe sahiptir. Buradaki tüm eserlerin en nefes kesici olan bu eser, altın yaprakların ruhani tacı, ustaca ve nazikçe iç içe geçmiş halini sunmaktadır.

    Bir diğer önemli eser ise 1980 yılında Salamis harabelerinde keşfedilen Efes Anadolu Tanrıçası Artemis’in MS. 2. yüzyıla ait heykelidir.

    Bu sade müze, St. Mamas Kilisesi ve İkon Müzesi gibi önemli turistik merkezlerin hemen yakınındadır. Biraz vaktiniz varsa, bu küçük müzeye doğru yürüyün – bu görülmeye değer parça için yürümeniz değecektir.

  • İskele Arkeoloji Müzesi

    2018 yılında açılan bu müzede, Neolitik’ten başlayıp Roma’ya kadar sekiz farklı döneme ait birçok eser sergilenmektedir.

    Müzenin açılması ile birlikte, birçok medeniyetin kültürel mirası, on binden fazla paha biçilemez tarihi eserin sergilendiği bu yeni galeriye taşınmıştır. Her yaştan ziyaretçilerin ilgisini çekecek mücevher ve ince seramik eserlerinden büyük heykellere ve antik kalıntılara kadar birçok eser ile İskele Arkeoloji Müzesi, bölgedeyken kaçırmamanız gereken bir deneyimdir.

  • Oasis Manastırı

    Geçmişi 10. yüzyıla dayanan bu tarihi kilise, 4. yüzyılda Karpaz halkını Hristiyanlığa döndüren azize adanmıştır.

    Bu kilise Helenistik ve Roma dönemlerinden kalan kalıntıların üzerine inşa edilmiştir ve Karpaz Yarımadasının eski Fenikeliler limanının kalıntılarıdır.

    3 kemerli klasik kubbeli bir Bizans kilisesidir ve sütunlarla çevrili bir avlusu bulunmaktadır.

    Ziyaretçiler, sarnıcı, vaftizhaneyi ve pek çok renkli mozaiği oldukça iyi durumda görebilme olanağına sahiptir.

  • Kanakaria Kilisesi

    Boltaşlı köyünün dışında yer alan bu kilise, 6. yüzyılda inşa edilmiştir. Mozaikleriyle ünlü olan kilise, Kıbrıs’ın dini ve sanatsal mirasının önemli örneklerinden biridir.

  • Ayios Trias Bazilikası

    Kuzeydeki küçük Sipahi köyünde yer alan bazilikanın tarihi 5. yüzyılın sonlarına dayanmaktadır.

    7. yüzyılda Arap saldırılarıyla yıkılan bazilika, 1957 yılında tesadüfen keşfedilmiştir ve iyi korunan mozaikleriyle ünlüdür.

    Geometrik, varak ve çapraz motiflerle süslenen bu bazilikada, ana kubbenin karşısındaki yazılar, “yapının bu kısmının inşasının ödendiği” ifadesiyle Heraclos adında bir yardımcı papaza gönderme yapmaktadır.

  • KANTARA KALESİ

    Beş Parmak Dağlarındaki 3 mücadeleci kalenin arasında, Kantara Kalesi Doğu’da en uzak mevkide konumlanmıştır.

    Deniz seviyesinden 700 metre yükseklikteki kale, Meserya Ovasına ve Karpaz Yarımadasına hükmetmektedir.

    Kalenin, 7. Yüzyılda gerçekleştirilen Arap akınlarına karşı kıyı şeridini korumak için inşa edildiğine inanılırken öte yandan, Kantara Kalesi’nin bahsi ilk defa Richard the Lionheart 1191 yılında Kıbrıs’ı fethettiğinde oluşturulan yazılı kayıtlarda geçmiştir.

    1391 yılında, kale Kral James zamanında surlarla güçlendirilmiştir ve çevresi devasa duvarlarla örülmüştür. Venedikliler 1489 yılında adanın kontrolünü ele geçirdiğinde, kale alanın savunması için önemli bir garnizon olarak kullanılmaya devam etmiştir.

    Fakat, savaşın durumu değiştikçe ve Venedikliler, Girne, Gazimagusa ve Lefkoşa’daki surları da güçlendirince, dağların doruklarında yer alan bu kaleler git gide değerini yitirmeye başlamıştır.

    Kantara’ya bugün yapılacak bir ziyaret, eski savunma çukurlarının, askerlerin koğuşlarının, su sarnıçlarının, tonozlu odaların, saat kulelerinin kalıntılarını ve tabii ki kuzey kıyılarının nefes kesen manzarasını görme olanağı sunmaktadır.