Blog

  • CAFER PAŞA HAMAMI

    Namık Kemal Meydanının kuzey batısındadır. Evkaf Dairesi arşivindeki belgelerde 1601 yılında inşa edildiği kayıtlıdır. Lusignan dönemine ait St. Fransis Kilisesi’nin avlusunda bulunan yapı kesme taştan yapılmıştır. Plan ve mimari üslubu (ılıklık ve sıcaklık bölümleri) Osmanlı dönemi yapı özelliklerini yansıtmaktadır. Sadece “Soyunmalık” odası Orta Çağa ait St. Fransis kilisesinin orjinal odalarından birisidir. Güney duvarındaki basık birkapıdan girilen bu odanın üstü haçtonozla örtülüdür. Tavanın ortasında ve duvarda bulunan üç pencere ile aydınlanmaktadır. Soyunmalık bölümünün kuzey duvarında bulunan bir kapıdan yarım tonozla örtülü “L” planlı bir ara geçide ve buradan da hamamın ılıklık bölümüne girilmektedir. Ilıklığın üstü beşik tonozla örtülüdür. Ilıklıktaki bir kapıdan hamamın sıcaklık bölümüne girilmektedir. Sıcaklık bölümünde kubbeli bir orta mekana açılan tonozlu dört Eyvan ve dört köşede kubbeli birer oda (Halvet) bulunmaktadır.

  • KARMELİTE KİLİSESİ

    12’inci Yüzyılda Suriye’deki Karmel dağında kurulan Karmel tarikatına aittir. Bu tarikata rahibe olarak hizmet verem Azize Mary’nin adı bu kiliseye verilmiştir. Kesin inşa tarihi bilinmemeyen bu yapı Suriçi Somuncuoğlu Sokta bulunmaktadır.

  • ST. ANNA KİLİSESİ

    Suriçi Somuncuoğlu Sokta yer alan Lüzinyan Dönemi’ne ait iyi korunmuş bir kilisedir. Alışılmışın dışında bir çan kulesine sahiptir.

  • MUSTAFA PAŞA CAMİSİ (STAVROS KİLİSESİ)

    Suriçi Mustafa Paşa Sokakta yer alan yapı 16’ıncı yüzyılda inşa edilmiştir. Beşiktonozlu ve batısında güzel işlenmiş bir girişi vardır. Osmanlıların Kıbrıs’ı ele geçirmelerinden sonra mihrap ve minber ilave edilerek camiye dönüştürülmüştür. Avlusunda Osmanlı dönemine ait üç mezar bulunmaktadır.

  • ST. GEORGE GREK KİLİSESİ

    Oldukça büyük ve güzel bir yapıdır. Güney tarafında iki apseli ve duvarlarında resim izleri bulunan küçük bir Bizans katedralinin kalıntıları yer almaktadır. Bu kilise bir zamanlar Ortodoxlar tarafından kullanılmıştır. Bazı kaynaklarda Salamis Başpiskobosu St. Epiphanios’un (MS. 310- 406) tüm mücevheratları ile burada gömülü olduğu öne sürülmektedir.

  • AYİA ZONİ KİLİSESİ

    Bizans stilinde 14’üncü veya 15’inci yüzyıllarda yapılmış bu kilise Meryem Ana’ya adanmıştır. Duvarlarında fresk izleri bulunmaktadır. Kilise yanında bulunduğu St. Nikolas Kilisesi ile benzerlikler göstermektedir.

  • KUTUP OSMAN TÜRBE VE TEKKESİ

    Mağusa surları dışında Namık Kemal Lisesi yanında yer almaktadır. Bu Türbe Halvetiye Tarikatı’nın Kıbrıs’taki kurucusu Kutup Osman Fazlullah Efendiye aittir. Kutup Osman, Halvetiye Tarikatı mensuplarından Şeyh Fazlullah Efendi’nin oğlu olup Bulgaristan’ın Şumnu kasabasında doğmuştur. Ulema sınıfından olup ilahiyatın muğlak yönlerini çözmeye yarayacak bir çok eserleri vardır. Devrin padişahı olan IV. Mehmet kendisine sarayda imamlık ve eğitmenlik görevleri vermiştir. Kendini çekemeyenlerin ittirasına uğrayarak 1690 yılında Mağusaya sürgüne gönderilmiş, bir yıl sonra da burada vefat etmiştir. Zaman aşımı ile izi kaybolmaya yüz tutan türbesi Elhaç Seyid Mehmet Ağa tarafından 1824 yılında yeni baştan inşa ettirilerek türbenin yanına bir mescit ile tarikat mensuplarının ikameti için de bazı odalar eklenmiştir. Mezarının 1835 tarihli ahşap kitabesi şu anda Cambulat Müzesinde sergilenmektedir.

  • MARAŞ AYİOS YUANNİS KİLİSESİ İKON MÜZESİ

    Maraş bölgesinde yer alan kilise 1960 yılında inşa edilmiştir. Kilisenin birikon müzesi olarak düzenlenmesi çalışmalarına 1994 yılında başlanmış ve 2 Mayıs 1995 tarihinde ziyarete açılmıştır. Kilisede sergilenen ikonların büyük bir bölümü bu kiliseye ait olmasına karşın çok az bir bölümü çevredeki kiliselerden toplanmış olanlardır.

  • KIZIL HAMAM

    Mağusa’daki Osmanlı dönemine ait üç hamamdan birisidir. Akkule Girişi’nin kuzeybatısında yer almaktadır. Günümüze sadece temel kalıntıları gelebilmiştir. Hamamın değişik bölümleri temel kalıntıları izlenerek belirlenebilmektedir.

  • ŞAM MÜFTÜSÜ MEHMET ÖMER EFENDİ TÜRBESİ

    Lala Mustafa Paşa Camisinin avlusundadır. Klasik Osmanlı türbe mimarisinin tipik örneklerindendir. Yanlarındaki sivri kemerleri ve türbeyi örten kubbesi dikkat çekicidir. Tamir edilmesi nedeniyle mimari özelliklerinden çok şey kaybeden türbe bugün değişik amaçlarla kullanılmaktadır. Bu türbenin imam ve müderis olan İbrahim Efendi’ye ait olma olasılığı üzerinde de durulmaktadır.